sezgistuff

Just another WordPress.com site

Archive for the category “Uncategorized”

El Habibi Balıkesir

Sevgili günlük.(Günlük gibi düşünebiliriz seni blog)

Akçay-Ayvalık-Altınoluk üçgeninde 4 gün geçirdim.

Oh O yavaş ve rahat akan zaman diliminin içinde misler gibi yüzdükten sonra İstanbul’a yeni yeni adapte oluyorum.

Balıkesir insanlarının hayatlarında sürekli bir aksiyon sürekli bir gelişme (!) olmuyor. O gelişme aramayan gözlerle sohbet ederek zaman geçirmek, samimiyet.. Ah tadı damağımda kaldı.

Balıkesir’in tatil yöreleri hiç bir zaman flash yerler olamadı. Ünlüler akın etmedi.

Böyle olmasından nasıl mutlu oluyorum anlatamam. Dışarıdan eller dokunmuyor,akıl süzgecinden geçmiyor,olduğu gibi sahici kalıyor şehrin dokusu..

 

Hatta şuna benzetiyorum ben bu durumu bazı insanların kendine güveni(!) vardır, bazıları ise yalnızca kendidir.

Balıkesir kendisinin farkında bile değil. Akıllı kardeşleri İzmir ve Bursa ile alakasızlığı bu yüzden.

Reklamlar

İnsan olmak ve Mustafa Sandal üzerine..

Bugün hava  beni eski bir güne götürdü. Bunk’ta bir Pelin ile  oturup AYA BENZER  klibinin analizini yaptığımız güne.. Mustafa Sandal neydi? Birbirini takip etmeyen bağlantısız hareketler.. İçten gelen çoşku …

Aylar sonra Pelin’den bir mail geldi.

 

sezgi farkettim de…

 
musti insan degil..
 
biz de degiliz..
ama insan dolu ortalik..
 
ama biz yapamayiz onlarla. yani olmaz
p.s:Anlamak için M.S ‘nin klibini izlemekte fayda var.

Fantastik Dede Sahibi Olmak

Image

Orjinallik nasıl bir şey biliyor musunuz? İlk bakışta göze çarpan bir şey,gözlerden akan bir şey.

Tanıdığım en orjinal insanlardan biri de dedem.Onu orjinal kılan şey  sabah kalktığından itibaren durmadan eğlenmesi ve hayattan zevk alması.Dedem hakkında sakin bilgiler vermek gerekirse kendisi bir albay ama bunun yanında haşır neşir olduğu konular:filmler,bulmacalar,geometri,kitaplar,tarih diye sonsuza kadar gider.

Çocukluğumda şöyle bir sahne hatılıyorum. Dedemle orduevindeyiz birlikte geometri soruları çözüyoruz yada kitap okuyoruz.

Orduevi bahçesi ömrümde hatırladığım en sakin bahçe fakat karakterler oldukça ilginç.

Dedem bana fısıldıyor GÖZLÜKLÜ CANAVAR geliyor. Ve o bahçede oturan herkesi ben dedemin gözü ile göremiyorum. Bazı gözler çok özel çünkü, bazı zihinler çok kuvvetli.

Ve hepsinin dedem için birbirinden komik adları var. Bir dudağı yerde bir dudağı gökte ,Suziki Maruti,Mabuti sesego ve daha niceleri..

Burada önemli bir nokta için durmak istiyorum. Dedem sosyal biri değil. Hatta hiç ama hiç değil.

İletişimden pek hoşlanmaz. İnsanlar sadece malzeme amaçlı kullanır.

Dedemin orduevindeki masasında hep yalnız oturur, odasında da hep yalnızlığı tercih eder.

Ama tanıdığım sosyal ötesi bir çok insandan çok daha mesut.

Peki bu nasıl oluyor?

İletişim o kadar matah bir şey mi gerçekten diye düşünüyorum bu satırları yazarken.

Belki bazı sistemler doğuştan eğlenceli ve mutlu?

Belki kuvvetli beyinlerin, show odaklı  insan olmanın getirisi de yalnız olmak.

Bir arkadaş

Bugün bir arkadaşım aradı ve merkez üssümü buldum Kadıköy dedi.

P.S:Merkez üssü = İnsanın enerjisini en yüksek seviyeye çıkartan yer.

Umarım herkes merkez üssünü bulur ve hatta orada mutlu mesut yaşar.

 

 

Zeka Türleri

Sarı Zeka: Beyin karıştırıcı dilsel zeka mantıksız ve ilhamsal.Şair ruhludurlar , çok sevip bir anda unutup sonra da hatırlamazlar. Akıl ile pek işleri yoktur fakat çok keskin hissederler.

Siyah Zeka: Çözümcül zeka ve içinde mantık var. Manevra yeteneği ve keskin hareketler. Herkesin göremeyeceği siyahlıktaki konular hakkında nokta atışı teşhislerini çok da önemli bir şey söylemiyormuş havasında söyleyerek insanların yüzlerinde değişik ifadeler oluşturmayı severler.

İçine kırmızı oje dökülmüş zeka: Kafa derisinin en derinlerinde gezen düşünceleri bile kolayca avlama yeteneğine sahiptirler. Genelde gözleri de cin göz olur. Fakat en belirgin olan şeyleri kaçırırlar vah vah.

Kırık beyaz zeka: Bu kişileri seviyorum. Akıllı ve sakin oluyorlar. Su yüzünde gözüken her şeyi pek kolay anlıyorlar ama siz derin bir gözlem yaptığınızda ay öyle mi yok ne demek istedin ve hadi ya gibi şaşırma ünlemlerini fazlaca kullandıkları için yanlarında bazen yeterli değil bu duygusunu uyandırıyorlar malesef.

Bok rengi zeka: Nerede benim PAYEm bakışı ve hep gizli FOYAları ile ünlü olan bu arkadaşlar genelde pek pek çok çok iyi insanlar olduklarını sürekli söylerler. HI hı deyip geçmekte fayda vardır.


Lacivert ve Kırmızı. (Ve İzel)

Bugün içimde bulunduğum ruh hallerini sıralarsam:

  • Doğadan çay reklamını seslendiren adamın sesi.
  • İzel
  • Selvi boylum al yazmalım da Sevgi nedir gibi sorular soran Türkan Şoray.(Sanırım en gereksizi de bu)

Kısacası inanılmaz sakin bir gün. Bir yandan da Fenerbahçe & Galatasaray’ı düşünüyorum.

Fenerbahçe bugün gerçekten şanslıydı. Galatasaray ne yaparsa yapsın bu kadar şanslı olamaz gibi geliyor. Sanki Galatasaray hep bileğinin hakkı ile karşı tarafı HEZİMETe uğratır gibi.

Ben hayatımın bir döneminde (çocukluk) Fenerbahçeliydim. Sonradan Galatasaraylı olmaya karar verdim.

Galatasaraylı olduktan sonra Fenerbahçe’nin renklerini özledim açıkçası.

Çünkü sarı kırmızının hiç bir zaman yaratamayacağı   efekt: LA Cİ VERT..

Peki ya kırmızı ? Aslan olmak ? Bunlardan bir lacivert için vazgeçilebilir mi?

…………

İşte bu noktada Türkan Şoraylaşmaya başladığımı ve Galatasaralı olmak neydi gibi cümleler kurma noktasına geldiğimi görüp durdum.

Son olarak şu önemli noktayı da belirtmeden geçmeyeceğim.Galatasaraylı olmanın en önemli yan artısı da kesinlikle Fatih Terim. Fatih Terim gibi bir teknik direktöre başka hangi takım sahip ?

Evet bu noktada durmuşken radyo da İzel’in sesini duydum.

İzel benim de bazı aşk haklarım var diyordu. Her istediğinde bitiremezsin diyordu.

İzel kaybedenlerden yada kazananlardan değil.

Sakin, güçlü ama insanın aklına salak mı sorusunu da getiriyor.

Bir tür Mona Lisa.

İzel olmak çok spesifik bir şey. Yani dünyada İzel’den başka İzel ismini taşıyan var mıdır bilmiyorum.

Ama hep arkadaş olmak istediğim bir ünlü. Yani yan dairede dertleşebileceğim bir İzel sağduyusu olsaydı ve bana hep doğru yolu gösterseydi ..

Hep hüzünlü hep kızımız olacaktı mı acaba kendisi ? Çünkü Şak diye keserim canımı sıkarsan demek ona yakışmıyor.

Bu arada Aşk Hakları şarkısının sözleri ve melodisi pek hoş pek sakin :http://www.youtube.com/watch?v=Q5-jm4bqtz0

HARF TEORİSİ

Nanananna..

Bir önceki yazımda aşırı zevksiz 1 müzik zevkine sahip olmakla itham edildim.

Olsun. Bu iddada olan arkadaşlara sadece diyorum ki siz bunu fark etmediniz mi?

sezgi k ARAB aş.

Böylece yeni yazımın konusuna da girizgah yapmış oldum.

Bu yazımda harflerime yer vermek istiyorum.

Favori harflerime..

İlk önce elbette en sevdiğim harften başlamak isterim.

İ : i kaybetmeye meyili bir harf sanki kaybetmekten hoşlanıyor. Belki biraz kıvırmayı da içten içe biliyor.

T : İşte parlament mavisi manyak T. T ‘nin içinde bir yıldız parlaması var. Tarkan Tevetoğlu’nda bu kadar çok T olmasına şaşmamalı.

Ş :Ş isme bir şıkırtı ve eğlence katıyor. Bakınız:Şahika

S :1 arkadaşa sormuştum Sibel ismi neden seksi diye isimde BEL var ve S olayın olayıdır demişti katılmamak elde değil S gerçekten olayın olayı..

P : P de tüylü bir şey var şeftali gibi gözleri kapalı bakan insanlar P’yi irite edici bulabilirler ama ben seviyorum P’leri kazanan bir harf..

L : L dinlendirici liman.

M ve N arasında hiç bir harf in arasında olmayan bir bağ var. Kardeş mi bunlar ? N de acaip bir hüzün var. Kimbilir belki hiç bir zaman1  M olamayacağını bilmenin verdiği bir hüzündür..

SON OLARAK Z alfabenin bitişi.

ZZZZZ taşıyıcılar da farklı bir şey vardır. İstanbul o kadar S ve T olmasına rağmen bir İ Z mir  Z’Sİ ile bir anda öZel oluveriyor.

Z tek başına fantastik.

Nancygillerden olmak ve 2012.

Bugün bir şarkıdan bahsetmek istiyorum.

http://www.youtube.com/watch?v=uNF0PBm1o9U&feature=endscreen

Pardon 3 şeyden bahsedeceğim.

1.Arapça

2.Nancy Ajram

3.Lown 3yunak.

Yukarıda linkini gördüğünüz şarkının adı Lown 3yunak. Söyleyen Nancy Ajram.

Uykuya dalan ve uykudan uyandıran şarkım.

Bazı şeyleri anlatmak için sadece Arapça yeterli oluyor.

Bu dildeki aroma..

Khasran: hüsran, Nazarato:Bakış , Ehsas Jdeed (Yeni Bir His) ,Moegaba (Hayran),Inta Eih (Nesin Sen?)SAAT U SAAT(Bazen)

Arapça şarkıların dünyası bizim dünyamız farklı.

Çünkü biliyorum habibi ile sevgili aynı şey değil.

Bazen sulu boya ile resim çizer gibi Nancy sesine gidiyorum.

Sesinde sihirli bir çorba mı var bu kadının?

Hiç bilmediğim bir dili nasıl bu kadar hissedebiliyorum bilmiyorum.

Ama sanki aramızda bir geçiş evresi yok gibi kelimelere sanki su ile boya gibi.

Inta Eih(Nesin sen) diye bir şarkı isminin olduğunu duyduğumda Nancygillerden olduğumu anlamıştım.

Nancy’nin çok duygusal şarkıları olması ile birlikte Sheikh El  gibi son derece eğlenceli klipleri de bulunmaktadır.

http://www.youtube.com/watch?v=M0CVlFi6LYs&feature=relmfu bu klipte Nancy gezegenin de arabaya inekler saldırır,horozlor,ördekle ve keçiler vardır.(bunlara bayılırım)

İşte dediğim gibi günümüz 2012 İstanbulusuna çok uzak şeyler oluyor ve ben bir süre Nancy klipleri ve sesinde durulanıp bol rasyoneliteli fakat dandik ruhlu 2012’ye katlanıyorum.

Son olarak da Nancy reçetsi  ile tanıştıran şarkı ile bitiriyorum.

Lamset Eid:http://www.youtube.com/watch?v=Q7-prmn9xzY

Kanı cool olmak yada error veren insanlar.

Güne Ajda’nın şu melodisi ile uyandım: Kal bi ni ge ri ver dim bir da ha  iş im ol maz..

Siz hiç ERROR veren insan gördünüz mü? Ben çok seviyorum o anları 🙂 Error vermek demek kişinin beynine bir süre kan gitmemesi gibi takılmalardan doğan ay ne desem durumu.. Bir tür sistem hatası.

Bunun tam tersi bazı kişilerin sistemleri hep takır takır işliyor. Kanları cool hiç gerilmiyorlar.

Doğru yanıtları vermeye çalışıyorlar ve hiç sapak yok hep DÜZ  işliyor kafaları.

Hayat mantığı insana daha az transparan olmayı ve beyindeki hazır taslaklara göre konuşmayı öğretiyor..

Yukarıdaki resim iki sene öncesine ait. Taslaklarımın henüz oturmadığı dönemlere..

Tam bir heyecan yapma durumunu anlatıyor.

Heyecan yapan şaşıran insanları çok daha EĞLENCELİ. Neymiş bu diye bakılıp çok daha izlenesi.

Hayat çok düz olmamızı istiyor ve bizi mantık çerçevesinde sınırlamasına biraz uyuz oluyorum.

Keşke hep dilediğimiz akışta akabilsek , hazıra konmadan yapım aşamasında..

 

 

Bir Arkadaş..

Bu bölümde hayatta yaşadığım bana uuvv.. dedirten filmsel  dialogları paylaşacağım.

Geçen günlerde öz güven kelimesi üzerine düşünüyordum.

Bir arkadaşımı aradım ve dedim ki..

:Senin özgüvenin nereden geliyor merak ediyorum.

1 arkadaş:Benim özgüvenim yok. Yalnızca olmayan şeyleri varmış gibi yapmasını çok iyi biliyorum.

 

 

 

Post Navigation